Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 28°C
Parçalı Bulutlu

Aşk

05.06.2020
1.706
A+
A-
Aşk

Gazali, “Zaman sonsuz değildir. Bir başlangıcı vardır. Çünkü zaman yaratılmıştır,” der. Hawking’e göre de kısa bir tarihtir zaman. Einstein, “Yoktan var edilemez, var olan yok edilemez,” der.

Bu insana özgü değildir. Çünkü Tanrısaldir. Evren ve zaman harekettir; hareket enerjidir. Lakin aşka neden olan enerji, ivme etkisi yaratacağından aşkta da sonsuzluk ancak var olan bir enerjinin dönüşümü teorisi ile sağlanabilir ki bu başlangıcı olan bir sonsuzluktur. Çünkü zamanın başlangıcı vardır: en ezel.

Matematiksel düşündüğümüzde, aşkın fonksiyonun limiti sonsuza gider
ve fonksiyon değişse bile, kabulun aksine, o değer asla sıfıra ulaşamaz. Çünkü var olan yok olmaz. Küçük de olsa bir yerlerimizde, o küçük aşk parçaları sonsuza kadar kalır.

“Kavuşamazsın, aşk olur.” der
Aşık Veysel. Fonksiyon limiti kavuşamamak mıdır? Aşkın yetişemediği vuslat mıdır? Önceleri bi’ boşlugu dolduruyor sandığın kişinin yokluğu, bi’ boşluk yaratmaya başladığı an, varlık/yokluk felsefesine giriş yapıyorsan,  Sartre ile Camus’la yabancılaşıyorsan dünyaya, aşk akıl terazisinin dengesini bozmak için bir çabasıdır doğanın. Belki de dersin:
“Kanayan bir yara.”

Kanadı kırık bir kuş gibi dalgın gözlerle: “İkimiz neyiz, ne?” sorularıyla can veren sözcüklerin sonu var mıdır?

Sanatın her dalı, aşkı betimleme arayışından başka bir şey değildir özünde.
Mantıksal arayışında psikolojinin çoğunlukla ilkel idealleştirme savunma mekanizmasının harekete geçmesiyle yaşanan bir süreçtir aşk hem ilkel hem de narsistik bir tarafının olduğunun bir delilidir insanın.
Shakespeare’in bununla ilgili hemen hemen herkesin bildiği bir lafı vardır; “Beğendiğiniz bedenlere, hayalinizdeki ruhları koyup aşk zannediyorsunuz” der ya. Çok mu insanıdır bu söz? Çok mu duygusuzdur? Çok mu acıdır? Çok mu gerçektir?Tanrı’nın yarattığı varlıklar arasında insan yüreği hem aydınlık hem de karanlıktır. Proust da der ki;

“Aşk, kalbin zaman ve mekana duyarlılık kazanmasıdır.” Aşk felaket midir yaşama amacı midir hakikat midir seruven midir Schopenhauer aşk hormonal, cinsel birkaç fenomen doğrultusunda yansır insana bazı batı felsefesi cinsellikle temellendirir bireyin soyunu devam ettirme kaygısında belirleyici faktör aşk yönelimi olarak ifade eder aski kısaca cinsel birliktelik sonrası doğacak çocuğun mükemmele yakın olabilmesi için genetik seçilimin bilişsel yansıma ve yanılsamasıdır ,der
Aşk tanımının en sıradışı tasviri ise tasavvuf felsefesinde görülür aşk nefs ile verilen uzun bir mücadele sonucu ulaşılan bir makamdir en nihayetinde tanrı ile bütün olabilmektir ,Vahdet-i vücut,.Hak ile bütün olabilmek için ademoğlu önce beşeri aşk makamını aşabilmelidir. insan tanrı’nın bizzat kendi suretinden yarattığı kalbi beşer aşkını tatmayan, tanrı aşkını da tadamaz.Bu yolculuğun en sonunda insan Hakk’a teslim olur kendinde yok olur; tanrı’da var olur. bu aşamadan sonra ‘ben’ ve ‘benlik’ diye bir kavram kalmaz.
Tarihin, insanın, felsefenin ve bir çok ilmin sorduğu bir soru, aşk…
Modern ve kapitalist düzende hırs duygusunun altında kaybolmus kimini kaybeden, kimini var eden
aşk serüvenlerin, kayıpların ve kazançların perde arkasıdır. Schopenhauer’e göre aşk hormonal, cinsel soyun surdurulmesi cercevesinde birkaç fenomen doğrultusunda yansır insana. batı’nın mantık perspektifinden beklendiği gibi; gözlemlenebilen, anlaşılabilen ve temellendirilebilen bir olgudur örnegin
Çulha kuşu dişisini dişinin huyuna ve suyuna bakarak seçmez arkasında hiçbir efsane, mit ya da metafizik yoktur. samimidir, dürüsttür, erdemlidir ve esas ahlaklı olan budur tek amacı soyu sürdürebilmektir.Kutsallık diye bir şey gerçekten varsa Çulha için esas kutsal olan sevgi denen duygunun, sevme eyleminin saf su gibi tertemiz bir neden-sonuç zinciri sonucunda var olduğunu kabullenmektir.

Filozoflar psikologlar sosyologlar dervisler ermişler kurtlar kuşlar aşka dair soylemis asķa degmislerdir. Ister aşkı ütopik bulun ister nedensel ister hormonal biri size aşk vadederse cogunlukla hazzı ve acıyı bir arada kabul etmeniz gerekebilir ask beseri de olsa ilahi de olsa bir olma beklentisidir ve asik ya da masuktan birinde kavuşma arzusu yoksa başlangıcı olan aşk birde sonsuza gitmez de anda sonsuza gider aşk için ne feda edilir an mi feda edilir aşık mi feda edilir masuk mu feda edilir aşk acıyla anılır olmuş ki feda etmekle bir tutulur ne zamandan beri ve bir ihtimal ki beser kavustugunda da ilâhi aşka ulaşılabilir yeter ki aşık da maşuk da istesin Allah da izin versin. Aşk vadedenler aşk bekletirler eğer aşk vadediyorsanız ıyi tanımlayın tanımınızı iyi aktarın ki karşınızdaki üzülmesin bunca aşk tanımını ortaya döküşüm bu sebeptendir.

ETİKETLER:
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.