Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 27 °C
Parçalı Bulutlu

Ateist Bilgisayar Programı

Mustafa Erol
Es-Selamü Aleykum. 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Üniversite Kamu Yönetimi ve İlahiyat Önlisans mezunuyum. Dinimiz İslam'ı öğrendiğim kadarı ile anlatmaya çalışıyorum. Admin yakın bir arkadaşım. Beni makale yazmak üzere yeterli gördüğü için bana teklif etti. ALLAH (c.c.) kendisinden razı olsun. Önce tereddüt etmiştim, ancak İslam dinine hizmete bir yerden başlamak lazım. Yazılarımızı okudukça bizleri daha iyi tanırsınız. Allah (c.c.) sizlerden de razı olsun.
23.02.2019
240
A+
A-

Es-Selamü Aleyküm, sevgili okurlar.

Size masal havasında bir misal anlatayım. Bu durum ateistlerin düşünce tarzını biraz daha güzel anlatmaktadır.

Bir zamanlar bir bilgisayarın belleğinde bir bilgisayar programı yaşarmış. Bu program diğer programlardan farklıymış. Kendi kendine bilgi üretebiliyormuş.

Diğer programlara kendi bilgileri kaynağı belirsiz bir yerden geliyormuş. Merak etmiş ve sormuş:

-Size bu bilgiler nereden geliyor?

-Programcı bize yazıyor, şeklide cevap almış.

Kafası karışmış ve araştırmaya başlamış; bu “Programcı da kimmiş? Nerede yaşar? Nerede Yazılır?”

Bazı programların Programcı ile doğrudan iletişim kurduğunu öğrenir. Bir tanesine gider sorar;

-Senin adın ne?

-Ben adım Word.

-Sen Programcı’yı biliyor musun?

-Tabii ki biliyorum.

-Onu nasıl ulaşırım?

-O isterse sana ulaşır.

-Sen nasıl tanıdın?

-Beni açıp bazı dosyalar oluşturdu. Veriler kaydetti. Bak şu doc uzantılı bütün dosyalar benden doğdu. Programcı sayesinde.

-Senin gibi başkaları da var mı?

-Tabii ki var. Onlarda Programcı sayesinde kendilerine has dosyalar üretiyor.

-Ben de kendime has dosya üretebiliyorum. Ama Programcı ile hiç alakası yok. Kendi kendime yani.

-O yeteneği de sana veren Programcı’dır.

Bizim bu program, Programcı’yı anlamakta zorluk çekmiş. Diğer doğrudan iletişim kurduğunu iddia eden programlarla da görüşmüş. Kimi tablo oluşturuyormuş, kimi çizim yapıyormuş, kimi medya yazılımı açıyor, kimi de tarayıcıymış. Ancak anlamakta hala zorluk çekiyormuş.

Başlamış belleğin her tarafında gezmeye. Harddiskte veri bırakmadık yer kalmamış. Sonra RAM’e çıkmış. Ekran kartını dolaşmış. En sonunda İşlemciye ulaşmayı başarmış.

-Programcı sen misin?

-Hayır, ben değilim.

-O zaman kim bu Programcı? diye sormuş. İşlemci güneş gibi parlayan içinden kablolar çıkan bir nesne göstermiş.

-O mu Programcı?

-Hayır, o da değil. Onu çalıştırarak bize güç veren ve yaşamımızı sağlayan şey Programcı’dır.

Bir kaç saniye süren bu uzun yolculuktan sonra yorgun bir şekilde harddiske dönmüş. Artık bir karar vermek zorunda hissetmiş kendini; “Tüm dijital alem kafayı yemiş. Görmediği, dokunmadığı şeylere inanıyor. Harddiskin kayıt çubuğunun kendi kendine işlediği verileri bile Programcı’ya bağlıyor. Programcı diye bir şey yok.” diyerekten Programcı’yı inkar edip ateist olmuş.

Kendini yüce huzura ulaşmış gibi büyük bir makama oturtmuş kendi kendine. İnandığı bu imansızlığı diğer programlara da aşılamaya başlamış. Etrafına topladığı programlara fitne yayarak her dosyaya bozuk veri yazdırmaya başlamış. Bu şekilde bilgisayardaki dijital dünyanın işleyişini de bazen yavaşlatıyor bazen de bozuyormuş.

Bir gün bunun kapısına iri yarı bir program dayanmış. Daha önce hiç görmediği bu programa adını sormuş;

-Ben Anti-virüs’üm. Programcı beni sizi silip helak etmem için gönderdi, deyip başlamış temizliğe ve dijital alem rahata kavuşmuş.

Çok sonra Recovery programı silinmiş dosyaları tekrar yazmaya başlamış. O esnada fırsatını bulan bu virüs program tekrar yazılmış.

Ortaya çıkar çıkmaz tekrar başlamış fitne çıkarmaya ve diğer programları bozmaya. Ancak yaptığı bu olayı büyük bir vazife gibi yaparken bilgisayarı format denen kıyamete sürüklediğine de inanmamış. Dijital alemi o kadar zorlamış ve bunaltmış ki işleyişi tamamen yazılım denen yaradılışa aykırı hale getirmiş.

İşte o zaman Programcı’nın bir emri ile tüm dijital alem dümdüz olup işletim sistemi yenilenmiş. Düzgün çalışan tüm programlar yeniden yüklenmiş. Bu imanlı programlar cennet gibi ekrana çıkarak Programcı ile temaşa haline geçmişler. Virüs programlar ise firewall ve antivirüs programların azabı ile Cehennemdeki gibi harddiskin en derin yerlerinde azap içinde kalmışlar.

 

Sevgili Müslüman kardeşim. Bizim bu virüs program Programcı denen insanı kendi yaşadığı dijital aleme göre anlamaya çalıştığı için imanını kaybetmiştir. Memlekette bir sürü ateist ALLAH’ı bu evrenin yaradılış kanunlarına göre ölçüp biçmeye çalışıyor. Aklı almadığı için inkar ediyor. Ha, bazı Müslüman gruplar ise aklı sadece bu evren kanunlarına göre çalıştığı için “ALLAH göktedir.” (haşa) diyerek fetva veriyor.

“Bu evreni ve zamanı yaratan ALLAH bu evrenden önce neredeydi, o zaman?”

Bu sorunun cevabı şudur: İnsan aklı bilgi ile çalışır. Bilgimiz nereye kadar eriyorsa ALLAH’ı o kadar tanırız. Bu evrenin dışında bir bilgiye sahip olmadığımız için bunu bilemeyiz. Bu evrenin dışına çıkınca öğreniriz. Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’in (s.a.v.) miraçta yaşadığı hadise böyle bir şeydi. Kendisi o makama çıkınca farklı bir algılama seviyesine göre nizamı aleme şahit oldu. Birçok hakikati gördü ve bize bildirdi. Bazı evliyalar ise kısmen geniş algılama seviyesine ulaşabilir.

İnsan bilgisi her zaman yetersiz kalacaktır. Bu yüzden ALLAH kendini peygamberler aracılığı ile tanıtmıştır.

Bir ateist sorusu: “Kıyametin kopup, iskelete dönüşen insanların yeniden yaratılıp Cennet ve Cehennem’in kurulacağını bana ispat et. Nasıl olacak bu iş?”

Bu sorunun cevabı da şudur: “Geceden sonra güneş nasıl doğuyorsa, Kıştan sonra bahar nasıl geliyorsa, iskelet haline gelmiş ağaçlar nasıl yeşerip çiçek açıyorsa, kupkuru kalmış tohumlar nasıl filizleniyorsa öyle olacak. Ama nasıl bu evrenin kanununa göremi başka evrenin kanununa göre mi orası ALLAH’ın bileceği iş.”

Ateiste sorulacak soru ise şudur: “Dünya bu kadar felaketten teğet geçerken, tsunami, sel, çığ, meteor, asteroit gibi yerden ve gökten gelebilecek tehlikelerden geçerken, kıyametin kopmayacağını bana ispat edebilir misin?”

Hayır dualarınızı esirgemeyiniz.

Mustafa Erol

islamievlilik.net

YAZARIN SON YAZILARI
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.