Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Rüzgarlı

Ateist Nedir, Neden Ateizm…?

Mustafa Erol
Es-Selamü Aleykum. 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Üniversite Kamu Yönetimi ve İlahiyat Önlisans mezunuyum. Dinimiz İslam'ı öğrendiğim kadarı ile anlatmaya çalışıyorum. Admin yakın bir arkadaşım. Beni makale yazmak üzere yeterli gördüğü için bana teklif etti. ALLAH (c.c.) kendisinden razı olsun. Önce tereddüt etmiştim, ancak İslam dinine hizmete bir yerden başlamak lazım. Yazılarımızı okudukça bizleri daha iyi tanırsınız. Allah (c.c.) sizlerden de razı olsun.
12.01.2019
177
A+
A-

Es-Selamü Aleyküm, sevgili okurlar.

Bu konudan bahsetmek bana o kadar esef veriyor ki, anlatamam. Vebale giriyor muyum, girmiyor muyum bilemiyorum. “Sussam gönül razı değil, söylesem faydası yok.” düsturu ile biz de eteğimizdeki taşları dökelim. Bir kişinin bile imanına vesile olsak ne mutlu bize.

Ben ateistleri üç gruba ayırıyorum. Sorumsuz ateist, bilinçsiz ateist, bilinçli ateist.

Sorumsuz ateist: Tercih ettiği hayat tarzının din ile engelleneceği anlayışı ile, imanın esaslarını reddeder. Cehennem inancı, yapmak istediği her türlü günah sayılan işlerin lezzetini azaltacağı sebebiyle inkara girer. Yaptığı bir bilinç temelinden değil, sorumluluktan kaçmak yani.

Bilinçsiz ateist: Dini bilgi zayıflığı nedeniyle imanı sarsılmış insanlardır. Dini bilgilerinin azlığından, fitnecilerin bozucu yorumundan, Kuran’ı veya hadisleri tefsirsiz ve izahsız okumaktan kaynaklanabilir. Bir arayış içinde olduğu için imanını kurtarmak daha kolay olur. Ehl-i sünnet hocalardan öğrenilecek tutarlı bilgiler ile imanına vesile olması daha kolaydır.

Bilinçli ateist: Öğrenilen pozitif bilim öğretileri ile kendine gözünün aklı ile bir inanç oluşturur. Öğrendiği bilgilerde ALLAH’a bir yer bulamaz. ALLAH’ı tanımlarken bu evrenin kurallarına göre tanımlamaya çalışır. Bu evrendeki her şeyin bir başlangıcı olduğu için ALLAHa da bir başlangıç biçerler. Yani ALLAH’ı zaman içerisinde de tanımlamaya çalışırlar. ALLAH için yer ve zaman yoktur. Bu Evreni ve Zamanı ALLAH yaratmıştır. Evren ve zaman yaratılmadan önce ALLAH’ın kendine ait bir varlığı vardır. İşte bunu akılları almaz. İçinde bulundukları bu keşmekeş durumdan çıkamadıkları için hep inançsızlık içinde debelenirler. Beklentileri şudur: “Ya ALLAH laboratuvara gelsin inceleyelim, ya da biz laboratuvarı ALLAH’a götürelim. Yoksa ALLAH’a inanmam.” şeklindedir. İşte en büyük yanılgıları da budur. Bu evrenin esaslarına göre değerlendirme yapıp kendi ilim eksikliklerini kabul etmezler.

Halbuki ALLAH’ın sıfatlarından biri de muhalefet-ül lil-havadis, yani bu zamana kadar gelmiş geçmiş hiç bir şeye benzemez. Yani bu evrenin kurallarına göre ALLAH değerlendirilmez. Çünkü bu evren ALLAH’ı, Yaratıcıyı gösteren bir eserdir. Bu tür ateistlerin yaptığı iş şuna benzer: Bir ressamın eserini incelerken resmin içinde ressamı görmeye çalışmaktır.

Bu ateistlerin bir kısmı da şöyle bir yol izler: Kurandaki ve canlılardaki bilgilerle kendi bilgilerini yarıştırmaya çalışırlar. Birkaç örnek verecek olursak;

Kuran ile cebelleşme: “Yerin insanları sarsmaması için oraya dağlar yerleştirdik. Maksatlarına ermeleri için orada geniş yollar, geçitler yaptık.”(Enbiya, 21/31). Bu ayet tefsirsiz doğrudan okununca “dağların depremleri engellediği” anlaşılmaktadır. Bizim bilim adamı bu ilimle yarışa girer ve dünyadaki deprem haritalarını çıkarır. “İşte en çok depremler dağların olduğu bölgelerde olmaktadır. Kuran’da bilimsel hata var.” der çıkar işin içinden. Burada dağların depremler üzerindeki hikmetlerini görmek için dağların yok olması lazım. O zaman ortaya çıkacak depremlerin kaç şiddetinde olacağını hesaplaması gerekecektir. Veya o dağlar yaratılmadan önce depremler kaç şiddetindeydi? Bunları bulması gerekir. Ancak bu ateist iman etmek istemediği için bu kadar gözlem yapmaz, kendi bilgisinin yeterli olduğuna inanır.

Canlılar ile cebelleşme: Çok meşhur ateistlerden biri şöyle demiştir. “DNA dediğimiz o molekül mükemmel değil ki, DNA’da bir sürü hatalar var.” Bu bilim adamı jeofizik mühendisi ancak biyolojiden hatta moleküler biyolojiden bile araştırma yapıp dinin yanlış olduğuna hüküm verir. Canlılığında “tesadüfen” ortaya çıktığına ve milyon yıllar ile geliştiğine inanırlar. Biyoloji ve tıp gibi canlı üzerine bilim yapan insanların çok azı ateisttir. Canlılardaki yaradılışa hayranlıklarından “tesadüfe” inanmazlar. O DNA’nın hata olmadığı, canlılar arasında ki farklılık unsurlarının böyle sağlandığını kabul etmek istemez bu ateist.

Eğer bilinçli ateistin, iman etmeye niyeti varsa bu ilimlerle cevaplarını derinlemesine bulur ve kabul eder. İman etmeye niyeti yoksa, bulduğu her cevap sonunda yeni bir soru bulur ve dinin yanlışlığını savunmaya devam eder.

Bu şekilde, inanç esaslarını gözardı ederek, pozitif bilimin peşine düşen, aklı sadece gözüne inmiş Müslümanlar ise ALLAH’ın gökte olduğunu savunmuşlar. Mutezile mezhebi gibi.

Sonuç olarak, insan aklı bilgi ile çalışır. ALLAH o kadar yücedir ki onu tam anlamıyla tanımaya ve bilmeye gücümüz yetmez. Bu yüzden ALLAH, -peygamber, resul veya nebi dediğimiz- sözüne güvenilir sadık kulları ile kendini haber vermiştir. Bu gelen bilgileri kabul etmeyip insanın kendi aklına güvenerek bildiklerinin tam olduğuna inanması cahilliğin en büyüğü değildir de nedir?

Hayır dualarınızı esirgemeyiniz.

Mustafa Erol

islamievlilik.net

YAZARIN SON YAZILARI
4 Nisan 2020
2 Nisan 2020
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.