Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Az Bulutlu

Devlet vs. Dergah

29.04.2019
253
A+
A-
Devlet vs. Dergah

Es-Selamü Aleyküm, sevgili okurlar.

İslamiyetin güçlü olduğu, insan hayatının bir parçası değil, resmen insan hayatının kendisi olduğu dönemlerde cemaat yapıları ile insanlar terbiye olmuşlar ve dini eğitimlerini tamamlamışlardır.

Bu cemaatleşme genellikle tasavvuf sistemiyle işleyen dergahlarda yürümüştür.

Mesela: Yeni çeri ocağının askerleri aynı zamanda Bektaşi dervişleriydi.

Bu durumu bilenler, yani insanları motive eden en büyük din gücünün cemaatlerde veya dergahlarda daha çok canlandığını ve yönlendiğini bilenler,  Müslümanları buralara emanet etmiştir.

Günümüzde de yeni cemaat yapıları oluşmaktadır. Hangi prensiplerle çıktığı belli olmayanlar da var. Bazıları Şia fikirlerinin emaresini verirken, bazıları da Selefi diye kendilerine isim takan Vahhabi fikirlerinin emaresini vermektedir. Bunlara karşı dikkatli olmak lazım.

  1. Hak cemaat başka cemaatleri aşağılamaz, hatalarını söyler.
  2. Parti önermezler, “Vicdanın hangisine el veriyorsa oraya oy ver.” derler.
  3. Peygamber efendimiz “İki kişi bile olsanız. Birinizi başkan seçin” diye hadisi şerif varken, seçim sistemine “şirk” demezler.
  4. Devletiyle inatlaşmaz. İşte değineceğim konu buradan başlıyor.

Devlet bir cemaati kendine tehdit görünce o cemaati yok etmek için uğraşabilir. Birileri de der ki “Gördünüz mü? Batıl cemaate bu zamana kadar ses çıkarmayan devlet kendisini korumak için o cemaati yok etti. Demek ki, devlet İslam’dan yana değil. Kendinden yana.”

Bu ne kadar gafilane bir düşüncedir! Bir grup insan devlete karşı yaptıkları hatanın bedelini elbet ödeyecektir. Bu memlekette cemaate nasıl saldırılır, İslama nasıl saldırılır, iki durumu da görmüş birisi olarak burada ifade ederim ki: Devlet ne kadar zalim olursa olsun, bir dergahı kapatsa o dergaha tabi olanlar başka bir yerde dergah açıp devam edebilirler. Ama bir cemaat devleti kapattığı zaman dergah açacak vatan bile bulamaz.

Hiçbir cemaat devlet kendisine sataştı diye devlete savaş açamaz veya devletin gücünü emecek faaliyete giremez. Allah korusun, o devlet işgale uğrarsa veya yıkıldığı zaman ne olacağını görmek isteyen Suriye’ye ve Irak’a baksın.

Irak işgal edildikten sonra kaç defa patlama oldu; hem de cuma namazı çıkışlarında. O saldırılarda kaç tane mürşidi kamil öldürüldü. Gördüğünüz gibi dergaha bir şeyh bile koyamadılar.

Eğer bu uçuk fikirlerde olanlar varsa, aklını başına alsın önce devletine sahip çıksın.

Fatih Sultan Mehmet’in bir kıssası ile bitireyim.

Fatih Sultan Mehmet fetihten sonraları Ebu_l Vefa hazretlerinin dergahına gidip onun müridi olmak ister fakat Ebu-l Vefa Hazretleri kabul etmez. Fatih şaşırır “Katillere, canilere, hırsızlara kapanmayan bu kapı bize niye kapanır ki! Zağanos Paşa, bizim suçumuz nedir? Biz canilerden daha mı günahkârız. Vefa sultan niçin bizi kabullenmez.” diye serzeniş yapar ve dönüp gider. Bu duruma üzülen Vefa Sultan bir süre ağlar, kendine gelince talebelerine şunları söyler:

-Bizim Fatih’e büyük bir muhabbetimiz vardır. Ancak iki sebepten dergaha kabul etmedim.

  1. Eğer ki padişahımız tasavvufun lezzetini alırsa belki bir daha tahtına dönmez. Halbuki bizim Fatih’in Fatihliğine ihtiyacımız var. Dergahımızdaki talebeliğine değil. Yoksa İslam Ümmeti çok şey kaybeder.
  2. Tasavvufun tadını alınca bütün himmetini yardımını bize aktarır diğer Müslümanları ihmal edebilir. Halbuki bizim istediğimiz Fatih herkesin Fatih’i olsun.

İşte devlet bu kadar önemli. Bir dergah kapansa diğeri açılabilir. Veya bu dergah kapanırsa başka dergaha gidersin. Memlekette Mürşid çok ama devlet bir tane.

Mustafa Erol

islamievlilk.net

Mustafa Erol
Mustafa Erol
Es-Selamü Aleykum. 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Üniversite Kamu Yönetimi ve İlahiyat Önlisans mezunuyum. Dinimiz İslam'ı öğrendiğim kadarı ile anlatmaya çalışıyorum. Admin yakın bir arkadaşım. Beni makale yazmak üzere yeterli gördüğü için bana teklif etti. ALLAH (c.c.) kendisinden razı olsun. Önce tereddüt etmiştim, ancak İslam dinine hizmete bir yerden başlamak lazım. Yazılarımızı okudukça bizleri daha iyi tanırsınız. Allah (c.c.) sizlerden de razı olsun.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.