Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 15°C
Çok Bulutlu

Günah Tarihi 6 : Fet(h)ullah Gülen

Mustafa Erol
Es-Selamü Aleykum. 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Üniversite Kamu Yönetimi ve İlahiyat Önlisans mezunuyum. Dinimiz İslam'ı öğrendiğim kadarı ile anlatmaya çalışıyorum. Admin yakın bir arkadaşım. Beni makale yazmak üzere yeterli gördüğü için bana teklif etti. ALLAH (c.c.) kendisinden razı olsun. Önce tereddüt etmiştim, ancak İslam dinine hizmete bir yerden başlamak lazım. Yazılarımızı okudukça bizleri daha iyi tanırsınız. Allah (c.c.) sizlerden de razı olsun.
30.07.2019
96
A+
A-

Es-Selamü Aleykum, sevgili okurlar,

Günah Tarihi yazı dizimizin şimdiki konusunu kıssalardan değil ayan beyan çağımızdan seçtik.

Sözde Muhterem Fet(h)ullah Gülen kimdir? (Kimlikte adı “Fetullah” olarak geçiyormuş.)

Bu adamın kim olduğu beni pek ilgilendirmiyor. Kaç devlette darbe yaptırdı, (Turuncu devrim, mavi devrim gibi bazı renkli devrimler bu örgütün işi.) dedesi ne iş yaparmış, Erzurum’un neresinde doğmuş vs. vs. Merak eden istediği her yerde öğrenir.

Beni ilgilendiren kısmı Müslüman hoca görüntüsü altında İslam’a verdiği zarardır.

Kısa kısa anlatayım.

1. Feto fikrinin kökeni nereye dayanıyor?

Prof. Dr. Mehmet Çelik, şöyle bir vakıa anlattı: 1900’lerin başında dünyadaki birçok anlayış ve düzen değişiyordu. birileri “yeni dünya dini” geliştirmek için çalışma yapılmış.

Kuran, İncil, Tevrat, Sutta Pitaka, Konfiçyüs, Vedanta Sutraları gibi dünyadaki gelmiş geçmiş bütün inanç kitaplarından kısımlar almışlar.

Kısımları alırken en beğendikleri yerleri kopyalamışlar. Nihayet yeni bir kitap ortaya çıkarmışlar.

Akıllarınca yeni dünya dininin kitabını yazmışlar. Ancak bu proje çuvallamış elhamdülillah.

Çünkü bu yeni kitabı yaşayacak bir peygamber insan bulamamışlar.

Her dine hitap edebilecek birisi olması gerekiyordu. En sonunda İzmir Kestanepazarı’nda vaaz verirken ayılıp bayılan, kendinden geçen o vaizi gördüler.

“İşte her dine hitap eden örnek. ”

2. Gerçek Nurculardan farkı ne?

1956 da Nurculuk ile tanışmış. Yani Risalei Nur’ u okumuş. İyi biliyor. Nurculuk içinde gelişmiş bir akımdır.

Neden ayrı kaldıklarını araştırmak lazım. Ancak FETO artık Nurcu olamayacak kadar farklı. Aradaki farkı görmek için Nurculuğun üç esasını şöyle özetleyebiliriz:

A. Nurculukta Ders Kitabı olarak Risalei Nur Okunur:

FETO’da her sabah namazından sonra vaaz dinletilirdi. Risalei Nur rafta beklerken, Benim Küçük Dünyam, Kırık Testi, Prizma gibi Feto kitapları okunur. Zaman kalırsa Risalei Nur okunur.

B. Nurculukta Başkan, Lider gibi bir makam olmaz: FETO’da var.

İmana, Kuran’a ve İslam’a hizmet için oluşmuş Nur cemaatinde Bediüzzaman Hazretleri kesinlikle başkanlık gibi bir makama karşı çıkmıştır. Çünkü böyle bir makam oluşursa, lider veya başkan adayları ortaya çıkar. Bu adaylar arasındaki ihtilaf, din hizmetinde samimiyete zarar vererek cemaati ifsad eder. Bozar ve dağıtır. Böylece İslam’a bile zarar gelebilir.

Eğer cemaat içinde ortak kararlar alınacaksa ortak istişare kararı alınmasını Said Nursi Hazretleri tavsiye etmiştir.

C. Nurculukta Siyaset ile uğraşılmaz: FETO ‘ nun neler yaptığı ortada.

Nurculukta siyasetten uzak durma esası, insanı dünyanın faydasız ve yıpratıcı işlerinden uzak tutmaktır. İnsanlara siyaset gibi büyük hizmetler cazip gelmiştir. Ancak insanların imanını gün be gün kaybettiği bu zamanda siyaset gibi insanın anlayışını ve düşünce yapısını yıpratan hatta bağımlılık yapan böyle dünyevi işlere ömür yetmez. Önce iman, önce iman, önce iman.

Nurculuk içinde siyasete girenler olmuştur. Onlara da şu tavsiye edilir:”Siyaseti kendi adına yap. Cemaat adına yapma.”

Nurculukta her seçimde tavsiye şudur. “Elinizi vicdanınıza koyun. Kimin hizmet edeceğine inanıyorsanız, oyunuzu oraya verin.”

3. Dinler arası diyalog nedir?

Risalelei Nurda şöyle bir şey anlatılır: Ateizm akımına karşı, gerekirse samimi Hristiyanlarla ittifak edilebilir.

Bu husus tartışılabilir. Gerekli mi gereksiz mi? Ancak bu esasın arkasına sığınıp da Papa’nın eli öpülmez.

Üstelik Said Nursi Hazretleri “Samimi Hristiyanlar” demiş, dünyadaki Müslüman katlimanı destekleyen Vatikan Hristiyanı dememiş. Samimi Hristiyanlara örnek verecek olursak : Süryaniler.

Dinler arası diyalog ise dünyadaki tüm dinlerin bir araya gelmesini sağlamak için düşünülmüş. Dinler arası diyalog Feto’nun fikri de değildir. Vatikan destekli plandır. Amaç ise kendi suni inançlarını dünyaya benimsetmek.

Dinler arası diyalog için, Türkiye’den neden Feto seçildi?

Rahmetli Aytunç Altındal, her ülkede Vatikan’ın temsilcisi bir Kardinal olduğunu bir tv programında söylemişti. Reklam arasında ise Türkiye’nin kardinalinin Fetullah Gülen olduğunu bir kağıda yazıp sunucuya vermiş.

4. 28 Şubat sürecinde neredeydiler?

28 Şubat sürecindeki o garabet ve akıl dışı dönemde dini kesimin arkasında hiç durmadı. Her dindar fişleniyorken “Tabilerine kendinizi gizleyin. İhtiyatlı olun.” gibi talimatlar verdi.

Özellikle ordu içindeki bağlılarına, namazın terk edilmesi, hanımların başlarının açılması, gerekirse içki içilmesi gibi fetvalar verilmişti.

Bu fetvaların hiç birisi Feto’nun ağzından duyulmuyordu. Fetvalar nereden çıkıyor diye bakılınca alınan cevap: “Abiler istişare kararı aldı. O yüzden böyle yapıyoruz.”

İşte bu cemaat yapısında “Abi” lik müthiş bir makamdı. Allah’ın (c.c.) emrini askıya alma yetkisi var.

Bir de şu var: Bu fetvalar herkese aynı şekilde gitmiyordu. Askere ayrı fetva, polise ayrı, memura ayrı, esnafa ayrı.

O dönem de YAŞ kararları ile irtica suçlamasından TSK’dan 1600 personel atıldı. Bu atılanların içinde Fetö’cü olan sadece 17 kişi olduğu tespit edilmiştir. Yani taa o zamandan Feto korunmuş.

Türkiye’deki birçok cemaatin mal varlığına el konulmuştu. Ne hikmetse Fetö’ nün hiç mal varlığına el konulmamış. Üstelik Zaman gazetesi gelişti, Bank Asya gelişti, Stv gelişti…

Yani bu örgüt bir şekilde her dönem korunmuş.

5. Devlete sızdırılırken neler yaptılar?

Fakir ama zeki çocukları alıp her türlü imkanı sağladılar. Bu çocuklarda kendini Feto’ya borçlu hissettiler.

Erol Mütercimler, Fetö’nün orduya sızma faaliyetinin 1984’te soru çalarak başladığını söylemişti. Bu fark edilince soru çalanları askeri okullardan atmak istemişler. Yüksek makamlardan birileri “Bu çocukları kazanalım.” diye talimat vermiş. 15 Temmuz’ un emrini verenler işte bu şekilde yerleştirilen, “kazanalım” denen çocuklar.

6. İhanete nasıl ikna ediyor?

Basit bir kandırmaca ile kafaları bulandırmış, Feto: “Biz İslam’a hizmet ediyoruz. İslam Türkiye’den daha büyük. Yeri gelirse Türkiye batsın, biz İslamla ayakta kalırız.” İşte hasta bir beyin ürünü. Bu fikri tabilerine aşılayınca Feto gözlerinde büyük bir hocadır.

Elbette İslam Türkiye’den daha büyük. Ancak Has İslam bir tek Türkiye’de kaldı. İslam’ı ve Müslümanı savunan bir tek Türkiye kaldı. Türkiye’de batarsa bunca  Müslüman ne kadar zarar görür? Bunun hesabını yaptırmıyorlar.

Türkiye batarsa, Vatikan İslamını kabul eden bozuk imanlıları (kendilerinden olanları) yaşatırlar. Geri kalanı ölüm, açlık ve sefalete terk ederler.

7. Verdiği ilmihal dışı fetvaların kaynağı nedir?

İslam’da “dar-ül harp” anlayışı vardır. Müslüman olmayan, düşmanca tavırları olabilecek ülkeler kastedilir. Yani Müslümanlara karşı savaş hali olan ülke.

Devlet o bölgelerde ajan olarak görevlendirdiği bazı memurlarına özel fetvalar verir.

Onlardan gibi görünmek için:

Namazı ne kadar, nasıl kılacak, içkiden ne kadar içecek, kıyafeti nasıl olacak vs. Yalnız bunlar hem özel durum için, hem de dar-ül harpte ve ancak bu konuda ehil ve alim kimselerce verilen fervalardır. Tarihte örnekleri vardır. O konulara girmeyeceğiz. Öyle herkes kafasına göre uygulayamaz. Hele Türkiye gibi bir İslam ülkesinde hiç geçerli değildir.

Sadece savaş hali olabilecek ülkelerde uygulanabilen bu fetvaları Feto neden uygulattı acaba?

El cevap : Çünkü bu herifler Türkiye Cumhuriyeti devletine savaş ilan etmiş. Olay bu kadar basit.

Hatta Feto bu fetvaları abartmış. Mesela, kumar oynamak dar-ül harpte de haramdır. Ona cevaz verilmemiş. Ancak Feto(para gelecek ya) ona bile ruhsat vermiş diye duymuştum.

9. Feto’nun en Garabet işi!

Fetocu Aksiyon dergisinin sponsorluğunda Müslüman bir kız Hristiyan bir erkekle evlendirildi.

İslam anlayışına göre bu haramdır. Üstelik bu haram diğer haramlar gibi günah yazılan haramlardan değildir. Dinden çıkaran bir haramdır. Yani Allah’ın gözünde Müslümanlıktan düşülür.

Bu konu hakkında tüm gelmiş geçmiş tüm İslam alimlerinin fetvası varken böyle bir işi neden üstlendiler? Yorum size kalsın.

Bu kadar gerçeğe rağmen bazı Feto’cular için hala liderleri bir numaradır. Sırf Devlet Feto’yu düşman ilan ettiği için devlete düşmanlar. Herhalde Feto ölmeden bu büyü bozulmayacak.

İşin garip tarafı Deccal’in bir kaç işareti dışında hepsi tutuyor. İşte size numune.

Keşke olmasaydı. Türkiye’de saygın bir hoca olmak yerine gavurun hizmetini tercih etti. Güç hırsı işte. Bu gücü elde etmek için hep vaaz yeteneğini kullandı.

“Allah taksiratını affetsin. ” denir genellikle ancak diyesim gelmiyor.

15 Temmuz ile Türkiye Cumhuriyeti ‘ ne öyle bir savaş açtı ki neredeyse bizi devletsiz ve vatansız, İslam’ ı ve Müslümanları hamisi, koruyucusuz bırakacaktı. “Allah müstehakını versin. Ey Feto. Allah seni bildiği gibi yapsın. ”

Hayır dualarınızı esirgemeyin

Mustafa Erol

islamievlilik.net

YAZARIN SON YAZILARI
13 Mart 2020
27 Mart 2020
7 Mart 2020
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.