Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Hafif Yağmur

Hallacı Mansur, Kimdir, Hizmetleri ve İdamı…

Mustafa Erol
Es-Selamü Aleykum. 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Üniversite Kamu Yönetimi ve İlahiyat Önlisans mezunuyum. Dinimiz İslam'ı öğrendiğim kadarı ile anlatmaya çalışıyorum. Admin yakın bir arkadaşım. Beni makale yazmak üzere yeterli gördüğü için bana teklif etti. ALLAH (c.c.) kendisinden razı olsun. Önce tereddüt etmiştim, ancak İslam dinine hizmete bir yerden başlamak lazım. Yazılarımızı okudukça bizleri daha iyi tanırsınız. Allah (c.c.) sizlerden de razı olsun.
12.06.2019
90
A+
A-

Es-Selamü Aleyküm, sevgili okurlar.

Bu gün konumuz Hallacı Mansur Hazretleri. Bazı ayrıntıları geçerek anlatayım.

İran’ın Fars bölgesinde 858 yılında doğmuştur. 922 yılında ise Bağdat’ta idam edilerek vefat etmiştir. Asıl adı Ebu’l-Mugıs el-Hüseyin bin Mansur el-Hallac’dır. Ancak Hallac-ı Mansur denilerek babasının adıyla anılmıştır.

Türkler üzerinde emeği çok büyüktür. O dönemde oba oba kendisine gelen Türklere İslamı öğretmiştir. İslama hizmete ram olmuş bu yüce milletin ilk İslam hocalarındandır. Bu yüzden dini camia da büyük hürmet görür ve itibar edilir.

Hem ilim yönü hem de tasavvuf yönü çok kuvvetlidir.

Cüneyd-i Bağdadi, hem hocası hem de mürşid-i kamilidir. Onun dergahında yetişmiştir. Ondan hırka giyerek mürşid-i kamil makamına erer. Onun oluşturduğu tasavvuf grubuna ise Hallaciye denmiştir. Onun vesilesi ile Müslğman olanlara ise mansuri dahi denilmiştir. Yani döneminin en etkin dini büyüklerinden olmuştur.

Coşkun kişiliği nedeniyle Cüneyd-i Bağdadi’nin tenkidine maruz kalır. Kendisine şöyle söyler:

“Böyle gidersen, bir makamda takılırsın “ene-l-Hakk”(ben Hakk’ım/Allah’ım) der kalırsın.”

Şöyle cevaplar:

“O zaman siz de derviş hırkasını çıkarır, alim cübbesini giyer idamıma hükmedersiniz.”

Çünkü bu şekilde bir insan kendini Allah yerine koyarsa şu hükümler uygulanır: Önce nasihatle tevbeye çağrılır, sonra kırbaç ile hadd cezası verilir, haps edilir, bir dizi ağır yaptırım dahi uygulanır, eğer yola gelmezse son olarak idam edilir.

Seyri süluku ile “fenafiLLAH”(ALLAH’ta kaybolmak) makamına erdiği bir gün Cüneyd-i Bağdadi’nin sözleri vuku bulur; Hallac-ı Mansur “Ene-l-Hakk” demeye başlar. Kendisini de bundan alamaz.

Bu durumda mahkeme kurulur ve bundan vazgeçmesi için uğraşılır. Tevebeye ısrarla çağrılır. Hapse atılır. Uzun süre orada bırakılır. Hapisteyken, kışın yaz meyvesi, yazın kış meyvesi yediğini dahi görürler. Daha sonra üç yüz kırbaç ile hadd cezası verilir. Ancak kendisinin yaşadığı o vecd ile hiç bir acı emaresi göstermez. Hatta kırbaç vuran cellat, kırbacın “Korkma Mansur” dediğine şahit olur. Bu kadar büyük bir keramet görmesine rağmen, şeriatı korumak için görevini tamamlamıştır. Bu durumdan dolayı dönemin alimleri celladın İslam makamının büyük olduğunu öngörmüşlerdir.

“Ene-l-Hakk” demeye devam ettikçe susması için daha ağır yaptırımlar uygulansa da hiç susmamıştır. Taşlanmış ve elleri ayakları kesilmiştir. Dili kesilmeden önce de şöyle dua etmiştir: ALLAH’ım bana bunları yapanları affet.

Cüneydi Bağdadi dahil bir alim heyeti tarafından katlinin vacip olduğu fetvası verilerek idam edilmiştir. Öldükten sonra organları “Ene-l-Hakk” demeye devam ettiği için organları yakılmıştır. İmam Şibli, Hallac-ı Mansurun külleri üzerinde cenaze namazını kılmış, küllerin dahi “Ene-l-Hakk” dediğine şahit olmuştur.

Bu şekilde makamı yüksek bir evliya olduğu anlaşıldığından pişmanlık duyulmuştur.

Vaktiyle aynı duruma İmam Şibli düşmüştür; ancak kendisinin akli yetersizliğine hüküm verildiğinden beraat etmiştir.

Burada dini sıkıntı şudur ki: Makamına ermeyen bir çok çakma derviş “Ene-l-Hakk” diyerek ALLAH’a hakaret edebilir. Bu yüzden bu cezalar uygun görülür. Hallac-ı Mansur’un büyük evliya olduğu anlaşıldığında, alimler bir de şundan endişelenmiştir: Bu evliyayı taklit etmek için, insanlar “Ene-l-Hakk” diyerek gezer mi?

Büyük alimler özetle şöyle ifade etmiştir: Hallac-ı Mansur şehit olmuştur. Diğerleri ise şeriatin emrini ve İslamı korumaya çalışmıştır.

Bu bela Hallac-ı Mansur’a neden değdi? İmam Şibli’nin keşfine göre: Hallac-ı Mansur erdiği bir sırrı layık olmayan birileri ile paylaşmış. Artık o sır nedir, O sırra eren kimler ise onlar biliyor.

Hallac-ı Mansur’un şu küçücük lafı büyük anlam taşır: “ALLAH’a ulaşmak için iki rekat namaz bile yeter.” Gerçi kendisinin günlük bin rekat nafile namaz kılıyormuş.

Hayır dualarınızı esirgemeyiniz.

Mustafa Erol

islamievlilik.net

(Evliyaya sataşanları ALLAH’ım ıslah eyle. Eğer ıslah olmayacaklarsa müstehaklarını ver.)

YAZARIN SON YAZILARI
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.