Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 11°C
Çok Bulutlu

Hayal Kırıklıkları

02.09.2019
77
A+
A-
Hayal Kırıklıkları

     HAYAL KIRIKLIKLARININ TEMEL NEDENLERİ

 HAYATTA BİZİ EN ÇOK ÜZEN ŞEY HAYAL KIRIKLIKLARI MI?

Bu soruya cömertçe EVET diyebiliriz. Bu hayatta en çok yaşadığımız mevzu hayal kırıklıkları olsa gerek. Neden mi? Çünkü insanın beklentisi hiç bitmemektedir. Ümit etme iç güdüsü her zaman bizi uyarmaktadır. Ümit etmeye, sevmeye, bağlanmaya ve yönelmeye meyilliyiz ama en çok neye karşı bu meyil, somut olgulara karşı. Nedir bunlar, insana ümit bağlamak, insanı sevmek, maddiyata yönelmek hep bizim yaptığımız şeyler, ancak ihmal ettiğimiz manevi konulara değinildiğinde hiç oralı olamamaktayız.

En güvendiğiniz insanın yaşattığı hayal kırıklığını affetseniz bile, asla unutamazsınız. Bizi karşılıksız seven yüce Rabbimize karşı peki neden yönelmekte imtina ediyoruz, neden onun emirlerine harfiyen uyamıyoruz. Bunun nedeni oldukça basit, Allahın mükafatı da, cezası da anında değil. Orada aldanıyoruz. Dünyada yaptığımız işlerin karşılığını hemen alabilmektesin ama insanoğlu gafil kalmakta bu noktada, Mevlana Celaleddin Rumi’nin dediği gibi Ey özden habersiz gafil! Sen hala kabukla övünüyorsun!” diyebiliriz ki insanın gafil olmasının tek nedeni, manevi iklimde icra ettiği hal, hareket ve davranışların karşılığının Allah tarafından derhal karşılığının verilmemesidir. Ama her şeyden gafil insan, aldığı her nefesi yüce mevlaya borçlu olduğunu bi bilse, bilmesi de yetmez, damarlarında hissetse…..  

Bazen de derler ki “İNSANOĞLU SENİ HAYAL KIRIKLIĞINA UĞRATMIYOR, SEN SADECE YANLIŞ İNSANLAR ÜZERİNE HAYAL KURUYORSUN” Oysa ben bu kadar basit görmüyorum. Yüce Mevla kuluna gerçekleşmeyecek bir mevzunun hayalini kurdurmaz. Hayal kırıklıklarının temel nedeni dünyadan, insandan kısaca beşer den beklentilerimizin yüksek olmasından başka bir şey değildir.

KARŞILIĞINI HEMEN ALDIĞINIZ HER ŞEY ÖNEM BAKIMINDAN ÜST SIRADADIR.

Borsada hisse senetleriniz olduğunu düşünün. Anlık yükselip inmesiyle paranızın artışını ve düşüşünü anında inceleyebilmektesiniz. Oysa altın ya da döviz aldığınızda ise uzun vadede beklemeniz gerekmektedir. Gerçi onların da birim fiyatları günlük olarak değişse de uzun vade de kazandırdığından dolayı borsa gibi size zevk vermeyecektir. (Yatırım tavsiyesi değildir) Bir insana yardım edersiniz, size teşekkür eder, karşılığını anında alırsınız ve hayatta hep yaptıklarınızın anında karşılığının olduğunu görürsünüz. Etki-Tepki durumudur. Ancak beşere ümit bağlamak ve beşere manevi yatırımlar yapmak konusunda ise beşerin şaşması durumunda manevi iklimde yaptığınız yatırımlar ise boşa gitmiş gibi görünmektedir. Çünkü beşer ile işi olanın aldığı risktir hayal kırıklıkları. Beşer dediğimiz insanoğlu, manevi iklimde beslenen duygulara, yani nedir bu duygular, güven, sevgi, dostluk, saygı, aşk duygularına tastamam karşılık vereceğininin garantisi yoktur.Çünkü meşhur bir söz vardır, BEŞER ŞAŞAR. Ama Allah Şaşmaz. O sonsuz ilim ve kudret sahibidir. O ki tüm eksikliklerden münezzehtir. Onun nazarında kimseye en ufak bir haksızlık yoktur. O hikmet sahibidir verdiği sözde mutlaka durur. İnsanoğluna Vaad ettiği şeylerden birisi olan ve Zilzâl Suresi – 7-8 . Ayet de bahsedildiği üzere “Kim zerre miktarı hayır yapmışsa onu (karşılığını) görür,Kim de zerre miktarı şer işlemişse onu (karşılığını) görür. Fakat yaradana yönelik yapılan ibadet, şükür ve zikirlerin karşılığını anında almak diye bir şey söz konusu değildir. Zira öyle bir şey olsa imtihan sırrına ters olur. Allah kulunu sebepsiz de rızıklandırabilir. bu onun kudretli dairesi içindedir, ancak imtihan sırrına ters olacağından dolayı olmaz. İnsanında şaştığı nokta burda başlar, Allaha ibadet ile kazandığı sevaplar dünya da kazandığı paradan, dünya da elde ettiği itibardan çok daha fazla olmasına rağmen, insanoğlu anlık olarak izlediği ve gördüğü dünyevi kazançlara daha çok ehemmiyet verebilmektedir.

PEKİ YA NE YAPILMALI?

Herkesten ve herşeyden önce bütün bu güzelliklerin ve zekanın gerçek sahibi olan Yüce Mevla ya her saniye şükür etmek ile başlamak lazım. Çünkü herseyini mutlak sahibi O’ dur. Mutlak sahibi o ise, öncelikle onu tanımamız gerekmektedir. Yolu iman ve islam olanın üzüntü ve hayal kırıklığı ile işi olmaz. Ama biz insanlara çok güvenip, tüm duygusal, manevi yatırımlarımızı insanoğluna yaparsak bir yerde kırılmamamız işten bile değil! İnsanoğlundan çok beklentiniz olmasın, güven kontrole mani değildir. Tedbirimizi elden bırakmamak bizim asli sorumluluğumuzdur. Şuursuz teslimiyet doğru değildir. Çok büyük beklenti ve aşk ile karşı cinse gönlünü kaptırmak bir yer de bizi çıkmaz sokağa sürükleyebilecektir. Yüce mevlayı unutturan her sevgi, her duygu bizden uzak olsun.

Ne demiş Mevlana Hazretleri; “Rabbim, bana öyle bir insan sevdir ki, O insanın kalbinde, ilk sen olasın. Ve ben, o insanın kalbinde seni bulayım” Bu her ilişkide olmalı. İnsanın, siyasi-ekonomik gücü olan insana ihtiyacı yoktur. Çıkar ilişkilerinin peşinden gitmek insanı çıkarların tükendiği noktada çıkmaz sokağa sürükleyecektir. Ancak Allah tüm çıkar ilişkilerinden münezzehtir. Allah hiç bir kulu ile çıkar ilişkisine girmez. Allah’ ın kulu ile ilişkisinde çıkar olmaz. Allah rızasının olmadığı her eylem, her iş, her duygu eksiklikle iç içedir.  Her hayal kırıklığı Yüce Mevla yı hatırlamak için bir vesile olmalıdır. İnsanın yaptığı her işte eksiklik ve yanlışlık olabilir. Ama Allah’ ın hiç bir işinde, yaptığı hiç bir şeyde aksaklık, eksiklik bulamazsınız. Çünkü o hikmet sahibidir.  Tüm aşkların, tüm sevgilerin gerçek sahibi O’ dur. Benden size bir tavsiye, karşı cinse AŞKIM demeyin. Allah size Aşk duygusunu bahşederse o duygunun gerçek sahibi sadece Yüce Mevla’ dır. O duyguyu yaşamanız için sizin karşınıza çıkardığı karşı cins sadece bir vesiledir. Allah size EŞ nasip etsin, Aşk ise sadece yaradana karşı olmalıdır. O zaman anlam kazanır. Benden tavsiye, karşı cinse aşkım demeyin. Eşinizin kalbinde de Allah olsun, ve siz o insanın kalbinde Allahı bulun.

 

 

Okan YALÇIN
Okan YALÇIN
Bu sitenin kurucusuyum. Site konseptine uygun içerikler haricinde, hayata dair, şahsıma münhasır, makale, deneme, hikaye, kıssadan hisse, şiir vb. gibi paylaşımlarla aranızdayım.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.