Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 16 °C
Sağanak Yağışlı

Kur’an Arapçası ve Türkler

Mustafa Erol
Es-Selamü Aleykum. 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Üniversite Kamu Yönetimi ve İlahiyat Önlisans mezunuyum. Dinimiz İslam'ı öğrendiğim kadarı ile anlatmaya çalışıyorum. Admin yakın bir arkadaşım. Beni makale yazmak üzere yeterli gördüğü için bana teklif etti. ALLAH (c.c.) kendisinden razı olsun. Önce tereddüt etmiştim, ancak İslam dinine hizmete bir yerden başlamak lazım. Yazılarımızı okudukça bizleri daha iyi tanırsınız. Allah (c.c.) sizlerden de razı olsun.
05.03.2019
190
A+
A-

Es-Selamü Aleyküm, sevgili okurlar.

Bildiğiniz gibi yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim Arapça ile nüzul etmiştir. Ama hangi Arapça ile?

İlginçtir ki Kur’an nüzul ettiği zaman kendi coğrafyası ile beraber, Suriye, Hindistan ve Afrika’nın bir çok bölgesinde anlaşılan bir üslubu vardır. Peygamber efendimiz Muhammed (s.a.v.) döneminde ve günümüzde Arapça konuşan milletler arasında bile üslup farklılığı varken Kur’an’ın İlahi beyanı ile insanlık içerisinde geniş bir anlama yelpazesine hitap ediyor. Dikkat ederseniz Arapça kendi halinde ifadeleri kaba bir dil olmasına rağmen Kur’an okunuşu çok zariftir.

Yukarıda bahsettiğim gibi Arapça konuşan milletlerin her birinin ayrı şivesi, üslubu ve farklılaşmış gramer yapısı var.

Mesela, bir Arap kadına çocuğunun ismi sorulmuştu. O ise “Mahammed” dedi. Ben de sandım ki; “Muhammed” kelimesinin aslı “Mahammed”miş. Meğerse Irak tarafındaki Arapça şivesi ile “Mahammed” deniyormuş. Doğrusu bildiğimiz gibi “Mahammed”miş.

Merak ettiğim soru şudur: Günümüzde Kur’an Arapça’sına en yakın Arapça’yı kimler konuşuyor?

Bu sorunun cevabını Hataylı bir arkadaşımdan öğrendim. Kendisi bana Haleplilerin çok zarif Arapça konuştuğunu söylemişti. Şu anda bildiğiniz gibi TRT Arapça kanalı var. O kanaldaki Arapça Halep şivesiymiş. Üstelik el-Cezire gibi bir çok Arapça kanal Halep şivesi ile yayın yapmaktadır.

Bundan çıkardığım sonuç en merkezi Arapça Halep şivesi ise; “Kur’an Arapça’sına en yakın Arapça, Halep Arapçasıdır” o zaman.

Peki neden böyle?

Galiba Türkler yüzünden.

Türkler Anadolu’ya geldikten kısa bir süre sonra Halep ve civarına yerleşmiştir. Özellikle Kayı boyu. Tabii ki yerel halk Arapça konuşuyordu. Türkler İslam’ ı İran bölgesindeki Acemlerden Farsça ile öğrenmişti. Türkler’in ilk Arapça kaynağı bizzat Kur’an’ın kendisi olmuştur.

Dolayısıyla Arapçayı Kur’an’dan öğrenen Türkler, Halep’in yerlileri ile Kur’an Arapça’sı ile konuştular. Bu kültür etkileşimi ile Halep Arapça’sı iyice Kur’an Arapça’sına benzemeye başladı.

Bu görüşlerim tamamen bir fikir çalışması ile ortaya çıktı. Kesin bilgi olması için bilimsel olarak incelenip kabul görmesi gerekir.

Son sözüm “Suriye’de ne işimiz var?” diyenlere: 1985 ‘ e kadar Halep resmen bir Türk şehri gibiydi. O dönemlerde çarşı pazarda hep Türkçe şarkılar ve Türküler dinleniyor, sinemalarda Türk filmleri izleniyordu. Halep’ te yaşayan Türkler ve Hristiyan gruplar kendi aralarında Türkçe konuşuyorlardı. Sonra asimilasyon politikaları ile Türkiye sınırından uzak Türkmenlerin bile Türkçeyi unuttu. Şimdi soydaşlarımıza, dindaşlarımıza ve diğer mazlumlara bizden başka el uzatabilecek güçte ve cesarette kimse yok.

Hayır Dualarınızı Esirgemeyin…

Mustafa Erol

islamievlilik.net

BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.