Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 17 °C
Parçalı Bulutlu

Muhabbet Her Gönüle Tezahür Etmiyor

14.09.2020
329
A+
A-
Muhabbet Her Gönüle Tezahür Etmiyor

MUHABBET HER GÖNÜLE TEZAHÜR ETMİYOR AZİZİM.

Aşkın rengini, dinamiğini bilemezsin. Her doğru her düzlemde doğru kalmaz, İnsanın içinde öyle bir cevher var ki, tüm doğrular bazen tepetaklak, tüm yanlışlar doğru kabul görüverir.Albert Einstein genel görelilik kavramı ilkesi ile aşkın dinamiğinin arasındaki felsefik ilişki beni açıkçası cezbetti neden mi? Önce genel görelilik teorisi neymiş ona kısaca göz atalım.

 

 

Bu videoda zaman sabitinden bahsedilmekte ve zamanın aslında sabit olmadığı, hız, ışık ve mekan ile iç içe olduğu söylenmektedir. Çünkü belli hızın üstünde her şey için zaman ayrı şekilde hareket eder. Işık hızına ulaşan her cisim için nasıl zaman durursa, aşık olan herkes için de zaman, mekan, dünyaya bakış açısı öyle değişir.

IŞIK HIZINA ULAŞMANIN SONUÇLARI

Tabiat kanunu kısaca diyor ki madem çok hızlısın sana zamanı yavaşlatıyorum. Bu kadar yüksek hıza çıkmanın ödülü mü dersin yoksa gerekliliği mi? Aşk ta böyle bir bakıma, aşık olduğunda, ki aşık olmak belki de ışık hızına çıkmak demektir, zamanın, mekanın hiç bir anlamı olmayacaktır. Çünkü aşk duygusu içerisinde genel görelilik kuramının baş aktörü olan zaman bile artık anlamını yitirmiştir. Işık hızına ulaşan (Eğer ulaşabilirse) maddenin kütle boyutundan enerji boyutuna geçmiştir artık, onun için zamanında bir anlamı yoktur. İnsan da aşık olmuşsa, artık onun içinde ne fiziğin, ne kimyanın, ne zamanın bir hükmü kalmamıştır. Fenafillah makamı ile Einstein’ nın genel görelilik kavramı birbiri ile ne kadar ilişkili. Işık hızına ulaşan için zaman duruyor ve enerjiye dönüşerek kütle değişimine uğruyor madde. Peki ya aşk ile tanışan insan ruhuna ne oluyor, bakın nasıl açıklıyor bize bunu tasavvuf.

Fenâfillah, tefâni sırrı da denilen, “ölmeden önce ölmüş gibi olup” yokluk sırrına ermek, Allah’ın varlığında yok olmak, erimek anlamına gelir. Tasavvuf inancına göre, evrende Allah’ın varlığından başka gerçek varlık yoktur. Tasavvuftaki en son mertebe olan salah makamının kapısıdır. “

Demek ki madde ve insanın boyutlarını değiştiren dinamikler var. Maddeyi enerjiye çevirip zamandan münezzeh kılan yani maddenin aşkı “HIZ”, İnsanın boyutunu değiştiren ve mana bularak yok eden ise AŞK

AŞKA SAHİP OLAN NEYE SAHİP OLUR

Hem hiç bir şeye hemde herseye, Allah katında materyalin, maddesel varoluşların hiç bir anlamı yoktur. Çünkü bütün anlamların, bütün güzelliklerin sonsuz beka yeridir Allah katı. Orda hiç bir maddeye, gerek yoktur. Açlık, susama, kıskançlık, para, pul, maaş, fatura hiç bir şey yoktur. Ama herşey ondadır. Aşk makamındaysan rabbine yaklaşmışsın demektir. Senin kalbin dolup taşınca da artık doldum ona vardım diye düşünürsün belki. Ama kalbinin dolduğu kadarına varırsın, sonsuz kudret karşısında aşk makamında bile aslında aşkta varmak diye bir şey yoktur.

SIKICI DERS İLE EĞLENCELİ DERS

Lisedeyken en sevdiğim ders Ingilizce en sevmediğim Coğrafya dersiydi. Birinde zaman su gibi akıp geçerken diğerinde bitmek bilmeyen ders saatleri gibi geliyordu. Oysa kimi sınıf arkadaşlarıma göre coğrafya dersi çok güzeldi ve onlar için ders çok hızlı geçiyordu. İşte herkes için gönül bağının aynı kurulamayacağına bir örnek, Çok güzel kız/erkek, ailesi de çok iyi, maaşıda var, temiz aile kızı/erkeği. Ama gönül akmadıktan sonra kim ne olursa olsun. Benim gönlüm ışık hızına çıkmıyor ki onunla !

Yani demem o ki, Muhabbet her gönüle tenezzül etmiyor.

Öncelikle hayırlısını.dileyin, var oluş sebebinizi düşünün, varmak istediğiniz hedefi belirleyin ve asla hedeften vazgeçmeyin. Kendinizi asla ışık hızına çıkmaktan aciz görmeyin.

HER BİR FARKEDİŞ,KENDİN OLMAYI TETİKLER, HER KENDİN OLDUĞUNDA HAYATI DA, AŞKI DA TÜM EVRENSEL YASALARI DA ANLARSIN VE SEVGİYSE HAYAT FELSEFEN SEVGİ DOLU YAŞARSIN

 

ŞAPKAM DOLU SELAM VE SAYGILARIMLA……..

 

ETİKETLER: , ,
Okan YALÇIN
Okan YALÇIN
Bu sitenin kurucusuyum. Site konseptine uygun içerikler haricinde, hayata dair, şahsıma münhasır, makale, deneme, hikaye, kıssadan hisse, şiir vb. gibi paylaşımlarla aranızdayım.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 1 YORUM
  1. Ezgi Nisan Ezgi Nisan dedi ki:

    Merhaba , genel görelilikten sonra biraz da higgs alanindan bahsedelim . Higgs alanındaki Higgs bozonu alanı hiçliğe kütle vermektir. E=mc2 basit Einstein denkleminde enerji tamam da bu madde de nereden çıktı diyenler icin devasa ağirlikta bir alandan bahseden higgs field teorisi alan teorisi ortaya cikarak Einstein la Hawking i ılımlı bir ortamda bulusturma icin makul çabadır. Büyük patlama sırasında öyle bir an alanı oluşmuştur ki maddeye kütle vermiştir. Şimdilik üç boyutu algılayan insan beyninin dördüncü uzay boyutu zaman alanını kavraması gerekir aslen bb sirasinda bu alanlarin sayısinin cok daha fazla olabileceği de varsayilardandir.Atlas deneyi ve ondan sonra ılerleyen deneylerde Cern gibi teorikten pratiğe yaradılışı anlama çabasinda bir iki higgs bozonu ortaya çıktığı öne sürülmüştür . Bilim adamlarınin deneyi tersten yapmaya calistiklari oluyor yokedilisi bulup yaradilisi bulmak gibi evrende yok etmek higgs alanını bulmak gerekir yine de deniliyor. Alan teorisinde denklemin sonucunun sonsuz çıktığında sonsuzu bir kenara alıp ince estetik hesaplar yapılabilir fine structure constant gibi. Herkesin evrenin görüsü boyut modellemesi insan beyninin algılayışi ölçüsünde farklilik gosterecektir. Özel goreliligi üç boyutlu algılayış kolay olabilir ama genel görelilik göreceli daha zordur. Teoriler bir diğerinin üzerine ya da bir diğerini eleyerek ilerlemektedir. Bunun ince eleyip sık dokunmasını ileri fizikçiler yapıyor benim fizikle alakam genel kültür seviyesinde ama içimden aşkın fiziğiyle ilgilenesin var. Mesela bb de aşk bir alandı da kayıp mi oldu yoksa aşk mi bb de alanları oluşturdu. Beş duyu ile çalışan insan vücudu aşkı kaldırabilecek boyutta mi yoksa insan aşkı farklı bir evren düzleminde mi kaldırabilir eğer öyleyse 5 duyuyla dokunma dahil aşk tanımlanamaz mi diyelim. Bir fizikçi aşkı nasıl denklemler
    300EeV enerji lı + alanlarda ya da azaltalim biraz 125,3 ± 0,6 GeV enerjili+ alanlarda deneyimleyebilir mi yoksa bir edebiyatcinin aski siir efsane anılarda yazmasi fizige aşkı katmamasi mi gerekir?Aşkından bahsederken öyle cok âşıktım ki artık akıl zembereğim boşalmak üzereydi kavuşmasaydım diyen âşık aslında higgs alanında enerji düşüren elektron gibi kavuşma sırasında enerji kaybederek daha az enerjiye gereksinim duyduğu bir alt alana geçiş yapmıştır eğer aşkı yeterince büyükse alt alana enerji gecişi yapmaz aşkını kendi alanına yüksek enerjiyle çeker ki bu daha büyük anlamlı bir kavuşmazdır. Enerji kaybolmamıştır ama alt alanda azalmış simetri bozulan alana kaymıştır. Velhasılı kelam aşk yaşam enerjisi ister iki protonun büyük çarpışmasının bulunduğu alanlardaki dolanan yüksüz gamsız galesiz foton gluonlar gibi nadiren de olsa bu fotonlar enerji fedakarlığı yapabilirler aslında ama burada mevzu bu degil mevzu destansı aşksa düşünce alanına yüklenmek gerek daha çok. Tatar Çölünde savaşı beklerken ölmek de yokoluş değildir ama yaşam enerjili bir varoluş da değildir. Aşka koşmak gerekli aşk gönüle geldi diyorsak eğer. Aşığım diyen aşkın hakkını vermeli bir alt alanlarda enerji kaybederek değil ağır kütle ve enerjilerde dolanarak. Selam ve saygılar size de…