Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24 °C
Gök Gürültülü

Musibet ve Sabır

Mustafa Erol
Es-Selamü Aleykum. 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Üniversite Kamu Yönetimi ve İlahiyat Önlisans mezunuyum. Dinimiz İslam'ı öğrendiğim kadarı ile anlatmaya çalışıyorum. Admin yakın bir arkadaşım. Beni makale yazmak üzere yeterli gördüğü için bana teklif etti. ALLAH (c.c.) kendisinden razı olsun. Önce tereddüt etmiştim, ancak İslam dinine hizmete bir yerden başlamak lazım. Yazılarımızı okudukça bizleri daha iyi tanırsınız. Allah (c.c.) sizlerden de razı olsun.
06.02.2020
127
A+
A-

Elazığ depremi
 

Es-Selamü Aleykum, sevgili okurlar,

Geçtiğimiz son bir ay memleketimizin başına birçok musibet geldi.

Elazığ depremi, Suriye’de askerimize yapılan saldırı, çığ felaketi, uçak kazası…

Elbette ki çok acı olaylar bunlar. Tedbir alınması gereken şeyler. Ancak ne kadar tedbirli olursak olalım bazen kaçış yok. Musibet başımıza geliyor.

Zaten “musibet”, kelime anlamıyla “isabet eden” demektir.

Elhamdülillah Müslümanız. Bu felaketlerin imtihan vesilesi olduğuna iman ediyoruz.

Peki bize zor gelen nedir?

Sabretmek.

Ağır sınavlardır bunlar.

Büyüklerimiz, şöyle demiştir: “Başımıza gelen sıkıntı günahlarımız nedeniyledir.”

Buradan şu anlaşılmasın: “Allah bize ceza veriyor.” Bu düşünce pek doğru değildir. Ceza ahirettedir.

Bu musibetler müslüman için ceza değildir. Musibetlere karşı Müslüman şöyle yaklaşır.

1. Aciz olduğumuzu hissetmek ve Allah’a (c.c.) yönelmek.

2. Günahlarımıza kefaret olduğunu bilmek.

3. Sabır göstererek dini olgunluğu artırmak.

4. Allah’ın (c.c.) gözünde derecemizi yükseltmek.

5. İbadete daha çok sarılmak.

Bunun gibi hikmetlere göre düşünmeliyiz.

Bunların hepsinin anahtarı sabırdır.

Unutmayalım ki, hiç bir acı sonsuza kadar sürmüyor. Kolu bacağı kopanların acıları bile bir süre sonra geçiyor. Evladını, anasını-babasını kaybedenler bile buna alışıyor. Hep sabrediyoruz.

Neden, sabır?

Çünkü: Allah (c.c.) bu Dünya’da bize Cennet vaad etmiyor. Cennet’i ahirete bırakmış. Yani sonsuz ömüre. Allah (c.c.) bu Dünya’da rızkımızı vaad etmiştir. Bir de imtihan edileceğimizi. İmtihan edilirken de taşıyamayacağımız yük yüklemeyeceğini vaad etmiştir.

Allah (c.c.) en çetin imtihanlar en yüce kullarına vermiş. Onlar böyle bize misal olmuştur. Peygamberler, evliyalar, alimler, salih kullar vs. vs.

Zaten bu Dünya’da kimsenin temeli yok. Hepimiz ahiret yolcusuyuz. Tüm dünyevi acıların bittiği zaman ise rızkımızı bittiği zamandır. Yani vefat. O zaman Müslüman bu hayatın zilleti i geride bırakarak Rabbi’mizin merhameti ile başbaşa kalmıştır.

Allah (c.c.) sabredenlerle eylesin.

Hayır dualarınızı esirgemeyin.

Mustafa Erol

islamievlilik.net

YAZARIN SON YAZILARI
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.