Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 32°C
Az Bulutlu

“Nasıl Olsa Mekruh” Demeyin

Mustafa Erol
Es-Selamü Aleykum. 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Üniversite Kamu Yönetimi ve İlahiyat Önlisans mezunuyum. Dinimiz İslam'ı öğrendiğim kadarı ile anlatmaya çalışıyorum. Admin yakın bir arkadaşım. Beni makale yazmak üzere yeterli gördüğü için bana teklif etti. ALLAH (c.c.) kendisinden razı olsun. Önce tereddüt etmiştim, ancak İslam dinine hizmete bir yerden başlamak lazım. Yazılarımızı okudukça bizleri daha iyi tanırsınız. Allah (c.c.) sizlerden de razı olsun.
03.07.2020
40
A+
A-

Es-Selamü Aleykum, sevgili okurlar,

Yüce dinimiz İslam’ın farzları, sınırları ve hassasiyetleri vardır.

Farzlar, görevlerdir. Sınırlar haramlardır.

Hassasiyetleri ise, uygulamalarına adab, sakıncalılara ise mekruh denilir.

Bu mekruhlar yapılması din n çirkin sayılmış işlerdir.

Mesela, erkekler için baş açık namaz kılmak. Sabah namazını pijama ile kılmak. Her rekatta aynı zammı sureyi okumak. Namazda Cemaatii terketmek. Alel acele abdest almak. Vücudu belli eden kıyafetler giymek. Bunlar gibi.

“Nasıl olsa mekruh.” veya “Günah değil ya.” gibi düşüncelerde bulunmak ibadetimizin ve dini hayatın değer kaybetmesine neden olur. En yüksek mertebebede sevap kazanmak varken, ya eciri düşük olur ya da sadece sevapsız şekilde ibadet sorumluluğu kalkar.

Mekruhlar dikkat etmeden yaşamak her iki dünyamızı da sıkıntıya sokabilir.

Asıl vaziyet şudur: Kabirde ve ahirette bir damla daha sevaba o kadar muhtaç hale geleceğiz ki fakat bize yardım edecek belki kimseyi bulamayacağı. Şefaatçi arayacağız.

Kabirde “Bize dua edecek kimse yok mu? diye bekleyeceğiz. O zaman hep hayattakilere muhtaç kalacağız. Tabii, hayat insanı gaflete düşürüyor. Pek kimse geçmişler için dua etmeyi aklına bile getiremez.

Arkamızdan devamlı dua edecek olanlar, namaz kılan evlatlarımız olur. Çünkü o evlatlar ki namaz sonlarında “Rabbena…” duasında “… ve li valideyye ve li-l mü’miniine…”diyerek hem ana-babası hem de  tüm müminler için  Cenab-ı Allah’tan (c.c.) af dilemektedirler.

Dünyevi kazançlarımızdaki kayıplara o kadar içimiz sızlıyor ki. 100₺ kar edebilecekken kar 90₺ olsa içimize dert oluyor. Dini kazançlarımızı pek hesab etmiyoruz. Mekruh davranışlar veya ihmallerle manevi kazançlarımızı dibe indiriyoruz. Ne yazık.

Tabii ki dört dörtlük dini yaşamak zor. En azından hatalarımızın bilincinde olarak yaşayalım. Büyük ya da küçük hatalarımızı hafife almadan, yine de tövbe edelim.

Hayır dualarınızı esirgemeyin

Mustafa Erol

islamievlilik.net

YAZARIN SON YAZILARI
6 Ağustos 2020
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.