Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 18 °C
Parçalı Bulutlu

Osmanlı’yı Dağıtan Tek Sebep Var

02.03.2021
61
A+
A-
Osmanlı’yı Dağıtan Tek Sebep Var

Es-Selamü Aleyküm, sevgili okurlar,

Dünya üzerinde bir çok imparatorluk gelip geçmiştir. Bilinen tarihte en uzun süre hüküm süren bir kaç imparatorluktan biri de Osmanlı İmparatorluğu’dur.

Gerçi Osmanlı Devleti’ni İmparatorluk şeklinde anmak pek doğru sayılmaz. Çünkü İmparatorluklar genellikle hakim olduğu toplumları tek kültür dayatması yaparlar. Fakat Osmanlı çoklu millet kültürü ile yaşayan, gelenek, kültür ve inanç güvencesi sağlayan uzlaşmacı bir devletti.

Tarih derslerinde Osmanlı’nın yükselme, duraklama, gerileme ve yıkılış sebepleri anlatılır. Osmanlı’nın gerilemesinin iç sebepleri, dış sebepleri, saray giderlerinin artması, askeri yozlaşma gibi göz önündeki maddi sebeplerle anlatılıyor.

Osmanlı’nın gerileme döneminde bazı padişahlar gönülsüz olarak tahta çıkmışlardı. Çünkü Osmanlı artık prensiplerinden şaşmış bir devletti. Canı sıkılan isyan ediyordu.

Bir örnek verelim: Küçük bir grup İstanbul sokaklarında gösteri yaparlar. Slogan atarak geziyorlar. Padişah bu olayı öğrenince bir vezirine emir verir: “Git bak bakalım. Ne istiyorlar, bir öğren.”

Vezir grubun karşısına çıkar. Grup sözcüsünü çağırır. Biri çıkar gelir. Vezir sorar:”Ne istiyorsunuz?”

“Şeriat isteriz.” Bu cevap karşısında vezir bir soru daha sorar.

“Osmanlı ne ile yönetiliyor?”

“Şeriatla.”

“O zaman ne istiyorsunuz?”

“Daha fazla şeriat isteriz.”

Kıssadan hisseyi siz çıkarın.

***

Gel gelelim esas meseleye. Doğrudan söylüyorum.

Devlet-i Ali Osmaniye’yi yıkan tek ve yegane sebep “ahlâkî çöküş”tür.

Osmanlı tarihi boyunca devlet kademesinde her daim az ya da çok ihanet veya ahlaksızlık yaşanmıştır. Fakat 1699’daki Karlofça ve 1718’deki Pasarofça Anlaşması ile Osmanlı toprak kaybetmeye başlamış. 1718 yılı ile Lale Devri başlamıştır.

Yani bu dönemlerde bahsettiğimiz ahlâkî çöküş öyle bir hal almıştı ki artık aleni olmaya başlamıştı. Dünyevi kazançlar din ve ahlaka tercih edilir olmuş. Fuhuş mekanları ve meyhaneler artmaya başlamış. Giderek sosyal hayatın bir gerçeği haline gelmiştir.

Bu durum ise devlet yönetimine yansımıştır. Rüşvet, kayırma, haksız makam elde etme gibi olaylar yaşanır hale gelmiştir.

Askeri alanda ise, Yeni Çeriler disiplinsiz hale gelmiş. Hatta esnaftan haraç keser olmuşlar. Yeni Çeriler sayıca çok üstün oldukları, Ruslara karşı bir savaşta yenilmişler. Baltacı Mehmet Paşa’nın bu yüzden başı gitmiş.

Hatta Balkan Harbi döneminde, çetelere baskın yapacak bir paşanın ayağını kaydırmak için, başka paşa çetelere haber gönderiyormuş. Operasyon başarısız olsun diye… Maksat o terfi etmesin.

Osmanlı’nın son döneminde askeri okullarda namaz kılmak zorunluyken abdestsiz mescide giden öğrenciler oluyormuş.

O dönem için, Osmanlı’ya bağlı eyalet yönetimlerindeki Osmanlı’nın atadığı valiler, ahbap çavuş ilişkisi ile eyaletin yönetim kademelerine atama yapmaya başlamışlar. Yerel vatandaşlar devlette temsil edilmez hale gelmiş. Sultan Abdülhamit Han bu durumu çözmek için, eyalet valilerini yerel halktan tayinnederek yapmış.

Osmanlı’yı kurtarmak için yapılan çalışmalar, ya askeri alanda ya da batılılaşma şeklinde yapılıyordu.

Hatta İttihat ve Terakki Perver, Fecri Ati gibi cemiyetler dahi devlet yönetimini düzeltmek amacıyla kurulsa da onların içinde dahi ahlak zararlısı insanlar yüzünden gayri milli hal almıştır.

Kendisini dünya görüşü olarak pek tasvip etmediğim şair Tevfik Fikret o dönemi çok güzel anlatmış:

“Yiyin efendiler, yiyin; bu han-ı iştiha sizin.”

Osmanlı’nın yükselme dönemi ile gerileme ve çöküş dönemindeki sosyal durumları incelerseniz aradaki farkı gayet iyi görürsünüz.

***

Bu meseleyi neden anlattık? Şundan dolayı.

Güzel ülkemiz Türkiye, kimine göre iyiye gidiyor kimine göre kötüye gidiyor.

“Bu Türkiye nasıl düzelir?” diye bir soru sorsak, Türk olarak lafta devlet kurarız, hükümet kurarız, savaş bile kazanırız.

“Türkiye nasıl düzelir” sorusunun tek bir cevabı var.

Ahlâkî düzeliş. Kendi özümüze dönerek değerlerimize uygun hayat yaşarsak. O yüzden önce kendimizden ve ailemizden başlayacağız.

Hz. Ali (r.a.) o kadar tecrübeli ve adil bir yönetici olmasına rağmen, halifeliği döneminde o kadar çok fitne ile uğraşmak zorunda kaldı ki İslam Devleti’nin en zor dönemi olmuştur.

Yani, biz ahlaktan uzaklaşırsak kimse devlet kademelerinde suç aramasın.

Ahlaksızlık huyu içinde hiç bir devlet çözümü sonuca ulaşmamıştır.

Hayır dualarınızı esirgemeyin

Mustafa Erol

islamievlilik.net

Mustafa Erol
Mustafa Erol
Es-Selamü Aleykum. 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Üniversite Kamu Yönetimi ve İlahiyat Önlisans mezunuyum. Dinimiz İslam'ı öğrendiğim kadarı ile anlatmaya çalışıyorum. Admin yakın bir arkadaşım. Beni makale yazmak üzere yeterli gördüğü için bana teklif etti. ALLAH (c.c.) kendisinden razı olsun. Önce tereddüt etmiştim, ancak İslam dinine hizmete bir yerden başlamak lazım. Yazılarımızı okudukça bizleri daha iyi tanırsınız. Allah (c.c.) sizlerden de razı olsun.
YAZARA AİT TÜM YAZILAR
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.