Adana Adıyaman Afyon Ağrı Aksaray Amasya Ankara Antalya Ardahan Artvin Aydın Balıkesir Bartın Batman Bayburt Bilecik Bingöl Bitlis Bolu Burdur Bursa Çanakkale Çankırı Çorum Denizli Diyarbakır Düzce Edirne Elazığ Erzincan Erzurum Eskişehir Gaziantep Giresun Gümüşhane Hakkari Hatay Iğdır Isparta İstanbul İzmir K.Maraş Karabük Karaman Kars Kastamonu Kayseri Kırıkkale Kırklareli Kırşehir Kilis Kocaeli Konya Kütahya Malatya Manisa Mardin Mersin Muğla Muş Nevşehir Niğde Ordu Osmaniye Rize Sakarya Samsun Siirt Sinop Sivas Şanlıurfa Şırnak Tekirdağ Tokat Trabzon Tunceli Uşak Van Yalova Yozgat Zonguldak
İstanbul 24 °C
Gök Gürültülü

Zikir ve Dereceleri

Mustafa Erol
Es-Selamü Aleykum. 1978 Ankara doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Ankara'da tamamladım. Üniversite Kamu Yönetimi ve İlahiyat Önlisans mezunuyum. Dinimiz İslam'ı öğrendiğim kadarı ile anlatmaya çalışıyorum. Admin yakın bir arkadaşım. Beni makale yazmak üzere yeterli gördüğü için bana teklif etti. ALLAH (c.c.) kendisinden razı olsun. Önce tereddüt etmiştim, ancak İslam dinine hizmete bir yerden başlamak lazım. Yazılarımızı okudukça bizleri daha iyi tanırsınız. Allah (c.c.) sizlerden de razı olsun.
18.02.2019
226
A+
A-

Es-Selmü Aleyküm, sevgili okurlar.

Bu gün sizlere bahsedeceğim konu Hz. Kur’an-ı Kerim’de de Cenab-ı ALLAH’ın sıkça bahsettiği “zikir”dir.

Zikir; sözünü etme, anma gibi anlamlara gelmektedir. Esasen Kuran’da geçen “zikir” genellikle ALLAH’ın anılması anlamındadır. Bu “zikir”in nasıl yapılacağı, Peygamber Efendimiz Muhammed (s.a.v.)’den, Sahabeden, Tabiinden, alimlerden ve evliyalardan bize şu derecelerle gelmiştir.

  1. derece: Kelime-i Şehadet; bu sözü dil ile söyleyip kalbi ile tasdik eden herkes Müslüman kimliği kazanır.
  2. derece: Namaz; farz olan zikirdir. Zaten Arap dünyasında namaza “salat” veya “zikir” denir. Bu ibadet her gün yapıldığı için kulluk ve zaman bilincini geliştirir. Miraç hissiyatını Müslümanlara sindirir. Hem ruhumuzla, hem bedenimizle ALLAH’a yöneldiğimiz için ruhani bir ferahlık, kalp temizliği sağlar. İnşaAllah aklımızı da tam manasıyla yönlendiririz. Bunun çaresi şudur; kıldığımız her namazı, günlük alışkanlık şeklinde değil de sanki ilk defa yapıyormuşcasına özenmeliyiz. Sanki ALLAH’a misafir olmuşuz gibi namaza başlamalıyız. Bu hissiyat namazın feyzini artıracaktır.
  3. derece: Kur’an-ı Kerim okumak; okuması sünnet, dinlemesi farzdır. “ALLAH ile konuşmak istiyorsa Kur’an-ı Kerim okusun” diye buyuruyor Peygamberimiz. Onun vereceği feyz hiçbir kitapta yok. Küçük bir kıssa ile özetleyeyim: Bir kömürcü her gün bir kaç sayfa Kur’an okurmuş. Bu işten hiç vaz geçmezmiş. Ancak ömrü boyunca okumasına rağmen namaz kılmaya yetecek kadar sureden başka sure de ezberleyememiş. Oğlu sormuş “Baba! Ezberleyemediğin halde neden hep Kur’an okuyorsun ?” Baba şöyle der; “Oğlum! Şu kömür küfesi ile bana denizden su getir. O zaman cevap vereyim.” Çocuk alır küfeyi iner denize. Küfeyi suyla doldurur. Çocuk sırtına küfeyi alır, suyu akıta akıta yola koyulur. Birkaç adım sonra su tamamen boşalır. Çocuk birkaç kez daha dener ama -bildiğiniz gibi- küfenin boşluklarından gene su boşalır. Babasına gider der ki “Baba, bu küfeler su tutmuyor. o yüzden hiç su getiremedim.” Baba ise şöyle söyler “Küfe su tutmuyor ama tertemiz oldu.” Yani aklıyla Kuran’ı aklında hiç tutamamış ancak aklını ve kalbini tertemiz tutmuştur o mübarek Kuran.
  4. derece: Tesbihat; sünnettir. Namazdan sonra otuz üçer kere yaptığımız SubhanAllah, El-Hamdülillah, Allah-ü Ekber lafızlarıdır.
  5. derece: Hadis duaları; sünnettir. Hadislerle bize kadar ulaşan dualardır. Hayatımızın akışı içinde hangi durumda ne dua edeceğimizi zaten hocalardan öğrenebiliyoruz. Çarşıya çıkarken, bineğe binerken vs. Gücümüz yettiğince bu duları hayatımıza almalıyız.
  6. derece: Derviş zikirleridir. Nefis terbiyesi amacı ile Allah’ı belli esaslara ve ölçülere göre anarak, zaman ile aklın, kalbin ve ruhun devamlı Allah’ı anmasını sağlamaktır. Bu şekilde farz ve sünnet ibadetlerin önündeki nefis ve şeytan engelini daha kolay geçmeyi amaçlanır. Bu durum çok yönlü ve çok çeşitlidir. Kimine müstehap iken kimine farz olabilir. Yani bir insan ancak bu yöntemlerle farz ibadetlerini yapacak iradeyi buluyorsa bu esas ona farz olur.
  7. derece: Dua; müstehaptır. Kula kalmış bir husus olsa da ihmal edilmemelidir. Çünkü ALLAH ikram etmeyi sever. Biz de Allah’tan istemeyi ihmal etmemeliyiz. Sıkıntılardan kurtulmak için, şifa bulmak için, Allah’ın korumasını talep etmek için hem kendimiz hem de diğer Müslümanlar için duayı esirgememeliyiz.

Hayır dualarınızı esirgemeyiniz.

Mustafa Erol

islamievlilik.net

YAZARIN SON YAZILARI
BİR YORUM YAZIN
ZİYARETÇİ YORUMLARI - 0 YORUM

Henüz yorum yapılmamış.